BEDRİ KAYSADU

Dr. Öğr. Üyesi BEDRİ KAYSADU

Unvan DOKTOR ÖĞRETİM ÜYESİ
Birim KUR'AN-I KERİM ARAŞTIRMALARI VE KIRAAT İLMİ ENSTİTÜSÜ
E-Posta bkaysadu@bingol.edu.tr
Dahili No 5528

Dr. Bedri KAYSADU

1973 yılında Bingöl’de doğdu. İlkokulu Dikköy’de okudu, 1990’da pekiyi derecesiyle hafızlık

belgesini aldı. 1993’te Bingöl İmam Hatip Lisesinden mezun oldu. 1995’te medrese

usulü Arapça eğimini tamamladı. 2003’te Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden,

2011’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 2013’te Dicle Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsünde Kelam Alanında yüksek lisansını tamamladı. 2023’de Van Yüzüncü

Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Kur'ân’ın Anlaşılmasında Kıraat Farklılıkların

Etkisi: İbn Kesîr Örneği” çalışması ile doktorasını tamamladı. Kaysadu Diyanet İşleri

Başkanlığında 1997-2000 Diyarbakır’da Müezzin kayyım, 2000-2011 Kovancılar/Elâzığ

İmâm-Hatip, 2011-2016 Almanya Wolsfburg ilinde Din Görevlisi gibi görevlerde bulunmuştur.

2016 yılından beri Bingöl İl Vaizi ve 2019’dan beri de Bingöl Denetimli Serbest Müdürlüğünde

Manevi Rehber olarak görevleri sürdürmektedir. Kaysadu evli ve 5 çocuk babasıdır

Doktora Doktora         :Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Temel İslam Bilimleri 2023

Yüksek Lisans             : Dicle Üniversitesi Temel İslâm Bilimleri/Kelam 3013

 Ön Lisans                    : Anadolu Üniversitesi İlahiyat Önlisans 2006

 Lisans                           : Anadolu Üniversitesi İşletme Fakülte  2003

                                       : Ankara Üniversitesi/İlahiyat Fakültesi  2011 

    
 

Doktor Öğretim Üyesi

Diyanet 

Yıl                               Yer                                              Görev

1997-2000                  : Diyarbakır                                 Müezzin kayyım
2000-2011                  : Elâzığ/Kovancılar                      İmâm- Hatip
2011-2016                  : Almanya Wolsfburg                   Din Görevlisi
2016…                        : Bingöl                                        Vaiz
2016…                        : Bingöl Denetimli sebestlik         Manevi Rehber

Arapça  82.50

1. FARKLI KIRÂATIN FARKLI ANLAMLARA ETKİSİ, 

http://dx.doi.org/10.29228/isorej.74596     Uluslar arası İsorej Dergisinde yayınlanmıştır.

Özet

Kur’ân’ın anlaşılmasına yönelik çalışmalar asr-ı saâtten günümüze kadar özenle üzerine durulan en önemli konu olarak önemini korumaktadır. Yukarıda geçtiği gibi Kur’ân’ı doğru anlamanın ilk adımı onu doğru telaffuz etmekle başlar. Doğru telaffuz geçerli okuma demektir. Günümüz itibariyle bize ulaşan sahih ve mütevatir Kur’ân metni dışında ahrufü’s-seb‘â dan herhangi bir metin mütedavülde kalmamıştır. Dolayısıyla doğru okuma Kur’ân’ın anlaşılmasında ilk adım olma özelliğini devam ekmekle beraber doğru anlamın sadece metinle sınırlandırılmamaktadır. Zira bazen iki farklı okuma mütevatir olabilir veya bir kıraat mütevatir olur fakat anlamında bir kapalılık söz konusu olmaktadır. Bu gibi durumlarda anlamı daha belirgin hale getirmek ve mana tercihini ortayaya koymak için farklı delillere bakması söz konusu olmaktadır. Bu deliller öncelikli sırasına göre âyet, hadis sahabe icmâ’veya ittifakına baş vurulur. Bu konuda delil olmazsa asr-ı saâdet döneminde kullanılan Kur’ân ve hadis Arapçasına baş vurulur. Böylelikle ayetten murat olunan mana ortaya konmuş olmaktadır. Aşağıda sunacağımız ayet buna örnek olmaktadır.

Kur’ân’ın hitap ettiği kitle yaşlı, genç gibi bildiği ifade biçiminden farklı olan telaffuzu ifade etmesinde sıkıntı yaşayan kişilerde dahil olmak üzere her seviyeden kişileri kapsıyordu. Dolayısıyla vahyin gölgesinde yaşamak isteyen Mü’minlerin onu kolay telaffuz etmeleri, daha hızlı anlamalarına, ezberlemelerine katkı sağladığı gibi onu yaşamalarına yardımcı olur. Allah peygamberine kolaylarına gelebilecek farklı şekilde okuma tarzlarını öğretti o da insanlara onların kolaylarına gelebilecek   farklı okumaları seçebileceğini ve seçtiği kırâati okuyabileceğini öğretti.

Anahtar Kelimeler

Kur’an, Kırâat, Ahrufü’s-eb‘â,  Anlam

 

1. TEFSÎRÜ’L-KUR’ÂN-I ÂZÎM’DE KULLANILAN TEFSİR KAVRAMLARI VE TEFSÎR YÖTEMİ,

http://dx.doi.org/10.29228/isorej.74596     Uluslar arası İsorej Dergisinde yayınlanmıştır.

Özet

Allah (c.c) insanların kıyamete dek sürecek olan yaşantılarına ve yaşam farlılıklarına vahiy temelli bir tarzla[1]  kapsayıcı bir yol çizerken onlara rol model olabilecek her yönüyle seçkin ve mükemmel [2] bir insanı vahyine muhatap kılmıştır.

Allah (c.c) son olarak metlü vahyine mazhar kıldığı Hz. Muhammed’e (s.a.v) “…İnsanlara indirdiklerimizi kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik.” [3]  buyurarak onun vahyin anlaşılması konusunda rolünü belirledi.  Dolayısıyla murad-ı ilahinin anlaşılması konusunda ilk merçi olarak görev alan Allah Resûlü kendisine inzâl olunan vahyi söz ve uygulamalarıyla ifade etmeye çalışmıştır. Yanlış anlamlara fırsat vermemek için inzal olunan vahyin metnini muhafaza ettiği gibi anlamı da muhafaza etme konusunda oldukça titiz ve hassas davranmıştır. Yanlış anlamaları fark ettiği anda anında müdahale ederek doğru anlamı açıklamıştır. Onun ahlakıyla ahlaklanan sahabi-i kiramda onun yöntemini takip etmeye çalışmışlardır.  Sahabi-i kiramdan sonra Tabiîler ve onlardan sonra gelenler alimlerde bu hassasiyeti sürdürdüler.

Âlimler, İlk temeli asrı saadet dönemine kullanılan fakat bugünkü anlamıyla kategörize edilmeyen anlamları bazı kavramlarla kategorize ederek murad olunan mananın korumasına yönelik önemli çalışmaları ve tespitleri ortaya koymuşlardır. Bahsettiğimiz alimlerden biri olduğuna inandığımız İbn Kesîr, hazırladığı Tefsîrü’l-Kur’âni’l azim adlı eserini bu bağlamda incelenmesi faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Çalışmamızın konusu İbn Kesîr’in tefsîrinde ifade etmeye çalıştığı kavramları tespit etmektir.  Zira yaklaşık bütün tefsirlerde olduğu gibi İbn Kesîr’de de usûlî kavramlar mana bakımından ele alınmış gibi görünmektedir.

Bu çalışmamızda Tefsîrü’l-Kur’âni’l azim’de kullanılan kavramlardan İbn Kesîr açısından murad-ı ilahin anlaşılması konusunda doğru yöntemin ortaya çıkarılmasıdır. Bununla beraber İbn Kesîr’in tefsir yönteminin farkını diğer müfessîrlerin tefsir yaklaşımlarıyla sentezleyerek uygun veya daha tercihli mananın anlaşılmasına çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler

Tefsîrü’l-Kur’âni’l Azim İbn Kesîr Tefsîr Usûl Mana Yöntem Kavram

1. NASİH VE MENSUH

https://www.balkankongresi.org/  Balkan 8.ULUSLARARASI BALKAN KONGRELERİNDE YAYINLANMIŞTIR.

ÖZET Nasih ve Mensuh konusu,doğrudan ilahî muradın tecellisiyle alakalı olduğundan, konuya yönelik ortaya konulan kanâat ve tespitlerin titizlikle ifade edilmesini beraberinde getirmiştir. Taşıma ve intikale konu olan şey, değişime uğramadan başka bir duruma geçmek olarak ifade edilir, bir kitabın bir kaynaktan başka bir kaynağa aktarılması gibi.Mütekaddimlere göre, nesih,âmın tahsisi,mutlakın takyidi, müphemin beyânı, şeklinde ifade edilmektedir. Hitap kavramı, Kur’ân ve diğer ilahî metinleri ve metinlerin ifade ettiği mânâ çeşitlerini kapsayıcı olduğundan,tercihe şâyân görünmektedir zirâ ilahî hitap vasfına haiz Kur’ân, kendinden önce gelen ilahî hitap vasfına haiz bütün kitapları neshetmiştir. Bu konuya ek; tanımlarda ifade edilen şer’î hükümden murad Kur’ân ve sünnettir, zirâ Kur’ân Peygambere nehiy yetkisini ve ona uymayı emretmiştir. Peygamberle konuşmanın sadaka vermeyle ilgili âyete cevap vermekte zorlandığını ifade etmiştir. İbn Kesîr, neshin tanımı konusunda usûlcülerin tanımları farklı olsa da,yaklaşımlarının birbirine yakın olduğunu ifade ederek gereksiz tartışmalara girmekten uzak durur. İtikad, ahiret, temel ahlak ve ibadetle ilgili olmayan emir ve nehyi ifade eden haberler de nesih konusuna girmektedir.

Anahtar Kelimeler :

Nasih ve Mensuh, Kıraat, Tefsir, Kur’a

1.Doktora tezi: KUR’ÂN’IN ANLAŞILMASINDA
    KIRAAT FARKLILIKLARININ ETKİSİ :İBN KESÎR ÖRNEĞİ

Özet:
Kur’ân tefsîri, Hz. Peygamber (sav) döneminden günümüze dek üzerinde
çok durulan bir konu olarak dikkat çekmektedir. Allah Resulü (sav), yaşantısıyla
Kur’ân’ı tefsîr ettiği gibi, sözleriyle de Kur’ân’ı tefsîr etmiştir. Bu
yetkiyi doğrudan âlemlerin Rabbinden almıştır: “O peygamberleri apaçık delillerle
ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirdiklerimizi kendilerine açıklaman
için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik”.1
Hz. Peygamberin yaşantısına tanıklık eden ve onun hayatını açık yürekliliğiyle
paylaşmış ve özümsemiş Sahabiler (r. anhum), Kur’ân’ın tefsîri konusunda
oldukça hassâs davranmış ve kendilerine tevdi edilen emanetin
hakkını verme konusunda büyük gayretler sarf etmişlerdir. Sahabiler
Kur’ân tefsîrinde anlamakta sıkıntı yaşadıkları âyetlerin anlamlarını doğrudan
Allah Resulüne sorarak veya yaşantısına bakarak anlayıp kavramışlardır.
Bu hususta “... Kim bilerek benim adıma yalan söylerse ateşte yerini hazırlasın.”
2 şeklindeki hadis-i şerîfi hareket noktası kabul etmişlerdir. Çünkü bilgisizce
Kur’ân’ı tefsîr etmeye kalkışan kişi, Allah’a iftira etme durumuyla
karşı karşıya kalmaktadır. Zira Allah (c.c), “Ağzınıza geldiği gibi yalan yanlış
konuşarak, “Bu helâldir, bu haramdır” demeyin; çünkü Allah hakkında asılsız şey
söylemiş olursunuz; Allah hakkında asılsız şey söyleyenler de kesinlikle iflah olmazlar.”
3 şeklinde buyurmaktadır.
Asr-ı saâdet’ten günümüze kadar, Kur’ân-ı Kerîm’in doğru anlaşılmasına
yönelik İslâmî ilimlerin birçok dalında önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu
çalışmaların geçirdiği evreler (dönemler) dikkatle incelediğinde, temel itibariyle
rivâyet ve dirâyet şeklinde kayıt altına alındığı görülmektedir. Özellikle
murad-ı ilahînin doğru anlaşılmasına yönelik ciddi ve kıymetli çalışma,
Kur’ân-ı Kerim’in kelime şekli ( 􀇮􀃊􀇴􀃈 􀇷
kelimesi gibi) ve mütevâtir biçiminin korunmasıyla
ilgili olması cihetiyle çalışmaların bu alanda yoğunlaşmasına
1 en-Nahl 16/44.
2 Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm el-Cu‘fî el-Buhârî, Sahîhü’l-Buhârî
(Beyrut-Dımaşk: Dâru İbn Kesir, 2002). “Ehâdisu’l-Enbiya”, 5 (No. 3461).
3 en-Nahl 16/116.
neden olmuştur. Bundan olsa gerek, Allah Resulü (sav) hayatta iken
Kur’ân’ın kelime şekli ve edâ biçimiyle ilgili çalışmaları başlatmış ve nâzil
olun Kur’ân âyetlerini vakit kaybetmeden vahiy kâtiplerine kaydettirmiştir.
4 Hz. Ebûbekir (r.a) ve Hz. Osman’ın (r.a) çalışmalarıyla Kur’ân kelimelerinin
korunması işlemi titizlikle sürdürülmüştür. Bu çalışmalar lafzın mütevâtir
biçimini kapsamaktaydı. Dolayısıyla Kur’ân’ın edâsıyla alâkalı olan
kıraat kayıt altına alınmıştır. Sahabiler arasında oluşan ittifakla lafız-anlam
uyumu muhafaza edilmiştir. Dolayısıyla sahabilerin ittifakına aykırı olan
kelime ve kelimenin icrasıyla beraber ortaya çıkan anlamlar dikkate alınmamıştır.
Tez çalışmamızın konusu Kur’ân’ı anlamanın ilk adımı Kur’ân kelimelerinin
kıraat boyutuyla muhafaza edilmesidir. İlk adım Kur’ân’ın anlaşılmasında
başvurulan kıraatin anlamla ilişkisinin sahabiler nezdinde oluşan
doğru kanaatlerin tespitinden geçmektedir. İkinci adım da kıraat bağlamında
zikredilen hadis-i şerîfler ve şâz kıraatleriyle anlaşılmaya çalışılmasıdır.
Bu tezin asıl amacı Kur’ân’ın anlaşılmasında kıraat farklılıklarının rolünü
anlamaya çalışmaktır.
Araştırmamızda inceleme konusunu yaptığımız Tefsîrü’l-Kur’ân’i’lazîm’de
ele alınan âyetlerden ilahî muradın ortaya çıkması konusunda izlendiği
ve benimsendiği yöntem ve aktarılan kıraatlerin anlam tercihine etkisinin
boyutunu incelemektir. Bu çalışma şâz kıraat, sahih haber ve ittifak
edilen sahabi Tefsîrlerinin sahih kıraatle ilişkisinin anlam tercihine etkisinin
boyutunun anlaşılmasına yöneliktir. Dolayısıyla Tefsîrü’l-Kurʾâni’l-ʿazîm’de
geçen kıraatlerin mütevâtir, sahih ve şâz olan yönlerine dikkat edilmesi, sahih
haber ve sahabi ictihatlarının incelenmeye tabi tutulması hatta bu bağlamda
rivâyet edilen haberlerin sıhhat derecesiyle ilgili kanaatin dile getirilmesi
çalışmamız açısından büyük önem arz etmektedir.

 

BİRİNCİ BÖLÜM
İBN KESÎR’İN HAYATI VE KIRAAT İLMİ

KİNCİ BÖLÜM
TESÎRÜ’L-KUR’ÂNİ’L-AZİM’DE MÂNANIN TERCİH NEDENLERİ

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TEFSİRÜ’L-KUR’ÂNİ’L-AZÎM’DE KIRAATLERİN TESPİTİ
VE ANLAMA ETKİSİ